Yağcıoğlu’nun kuruluş hikayesinden bahseder misiniz? Markanın geçmişten bugüne ‘’vazgeçilmez’’ saydığı değerler nelerdir?

Geleneksel Kodlarından Kopmadan, Yeni Nesil Bir Pastane Anlayışı; Yağcıoğlu

 

Yağcıoğlu’nun hikâyesi 1970 yılında, buğday ve ekmek üretimiyle başladı. Yani bizim hikâyemizin temelinde aslında pastacılıktan önce ekmek ve unlu mamuller var. Babamın başlattığı bu aile mesleği zaman içinde bizim için yalnızca bir iş değil, nesilden nesile aktarılan bir ustalık ve yaşam biçimine dönüştü. Ben de üretimin ve tezgâhın içinde büyüdüm.

 

İlk yıllarda ekmek ve unlu mamullerle ilerlerken, zaman içinde müşterilerimizin beklentilerinin ve yeme-içme alışkanlıklarının değiştiğini gördük. Pastacılık tarafımızı geliştirdik; yaş pastalar, özel gün pastaları, tatlılar ve unlu mamuller ürün gamımızın önemli bir parçası haline geldi. Sonrasında pastane anlayışının da değişmesiyle kahvaltı ve restoran tarafına yöneldik.

 

Bugün bizim için geçmiş sadece nostalji değil, sorumluluk. Geçmişten gelen en önemli değerlerimiz güven, kalite, tazelik, aile emeği ve müşteriye karşı duyduğumuz sorumluluk. Müşteri bize yalnızca bir ürün sipariş etmiyor; çoğu zaman hayatındaki özel bir anı emanet ediyor. Bu nedenle kaliteyi tek seferlik iyi bir ürün olarak değil, her gün ve her noktada aynı güveni verebilmek olarak görüyoruz.

 

 

Geleneksel pastacılık kültürünü korurken yeni nesil tüketiciye nasıl uyum sağlıyorsunuz?

 

Bizim için geleneksel olmak, değişime kapalı olmak anlamına gelmiyor. Tam tersine, geçmişten gelen güçlü taraflarımızı koruyarak yenilenebileceğimize inanıyoruz. Müşterimizin yıllardır sevdiği, hafızasında yer etmiş ürünler bizim için çok değerli. Bunların yanında yeni ürünler geliştiriyor, farklı sunumları deniyor ve tüketicinin geri bildirimlerini takip ediyoruz. Sosyal medya ve yurt dışındaki gastronomi trendlerini de yakından izliyoruz. Ancak gördüğümüz her trendi doğrudan ürün gamımıza almıyoruz. Önce markamıza uygun mu, müşterimiz bunu benimser mi ve sürdürülebilir bir ürün olabilir mi diye değerlendiriyoruz.  Bence önemli olan yeni bir şey yapmış olmak için yenilik yapmak değil; markanın özünü bozmadan müşteriye yeni bir deneyim sunabilmek.

 

 

Son yıllarda sağlıklı, doğal ve glutensiz ürünlere olan yönelim oldukça fazla. Bu kapsamda, Yağcıoğlu olarak siz neler yapıyorsunuz? Tüketicinizin bu yöndeki talepleri nelerdir?

 

Tüketicinin artık yalnızca lezzete değil, ürünün içeriğine, tazeliğine ve nasıl üretildiğine de daha fazla önem verdiğini görüyoruz. Özellikle yeni nesil tüketicide bu beklenti çok daha belirgin.  Bu doğrultuda özellikle son yıllarda artan sağlıklı beslenme talebine karşı glutensiz lezzetlerin üretimine ağırlık verdik. Bu alanda yepyeni bir marka için de yatırım yapıyoruz: AliceBYO.  Burada bizim yaklaşımımız, “pastane ürünlerini tamamen sağlıklı” gibi bir iddiada bulunmak değil. Daha çok tüketicinin değişen beklentilerini anlamak, içerik konusunda şeffaf olmak ve farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek ürün alternatifleri geliştirmek. Zaten tüketicinin içerik, tazelik ve şeffaflık beklentisinin giderek arttığını düşünüyoruz.

 

 

Markanız Alice’den detaylıca bahsedecek olursak; tüketicinin Alice’e olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu ilgiden ve markanın geldiği noktadan memnun musunuz? Özellikle sağlıklı ürün kategorisinde Alice için gelecekte ne gibi yenilikler ve planlarınız var?

 

Markamız AliceByo’ya   gösterilen ilgiden ve tüketicilerimizin ürünlerimize verdiği olumlu geri bildirimlerden oldukça memnunuz. Bunun  önemli sebepleri arasında ürünlerimizi glutensiz,  daha sağlıklı alternatifler olarak geliştirirken,  lezzet ve kaliteden ödün vermememiz olduğuna inanıyoruz.

AliceByo’yu yalnızca paketli ürünlerden oluşan bir marka olarak görmüyoruz. Önümüzdeki dönemde markamızı geliştirerek, insanların güvenle glutensiz ürünler tüketebileceği, aynı zamanda keyifle vakit geçirip sosyalleşebileceği Alice konseptli mekanlar oluşturmayı hedefliyoruz.

Bugün markamızın ürün gamında ağırlıklı olarak kuru pasta ve pasta çeşitleri bulunuyor. Gelecekte bu ürün grubunu; sütlü tatlılar, simit, ekmek ve farklı hamur işi çeşitleriyle genişletmek istiyoruz. Amacımız, gluten hassasiyeti bulunan misafirlerimizi daha fazla ürün seçeneğiyle buluşturmak ve onların günlük hayatlarında ihtiyaç duydukları farklı lezzetleri tek bir marka çatısı altında sunabilmek.

Önümüzdeki dönem için AliceByo’yu, glutensiz beslenmeyi bir zorunluluk olmaktan çıkarıp lezzetli, keyifli ve sosyal bir deneyim alanına dönüştüren güçlü bir marka haline getirmek istiyoruz.

 

Peki, yeni dönemde gıda ve pastacılık sektörünü şekillendirecek başlıca trendler neler olacak?

 

Bence önümüzdeki dönemde tüketici yalnızca lezzete değil, ürünün içeriğine, tazeliğine, sunumuna ve üretim biçimine daha fazla bakacak. Bunun yanında deneyim de çok önemli hale geliyor. Pastane artık sadece ürün satın alınan bir yer değil; insanların oturduğu, kahvaltı yaptığı, yemek yediği ve vakit geçirdiği bir yaşam alanına dönüşüyor.

 

Yeni nesil tüketicinin trendleri çok hızlı takip ettiğini de görüyoruz. Sosyal medya sayesinde dünyanın herhangi bir yerindeki ürün kısa sürede Türkiye’de de gündem olabiliyor. Ancak bizim açımızdan önemli olan her trendin peşinden gitmek değil; hangisinin kalıcı olacağını, hangisinin markamızla örtüşeceğini doğru okuyabilmek. Kruvasan bunun güzel örneklerinden biri; dönemsel bir trendin ötesine geçerek kalıcı bir tüketim alışkanlığı oluşturabiliyor.

 

Kalite, güven, deneyim, ulaşılabilirlik gibi kriterlerin satın alma kararını nasıl etkiliyor?

 

Bunların artık birbirinden bağımsız kriterler olmadığını düşünüyorum. Müşteri önce ürünü deneyebilir ama markayla ilişkisini devam ettiren şey güven oluyor. 55 yılı aşkın bir geçmişten söz ediyoruz. İnsanların çocukluğundan beri bildiği, özel günlerinde tercih ettiği ve ailesine götürdüğü bir marka olduğunuzda, aranızdaki ilişki sadece ticari olmaktan çıkıyor. Bu nedenle bizim için kalite, her gün ve her noktada aynı standardı sağlayabilmek demek.

 

Bugün tüketici aynı zamanda ödediği bedelin karşılığını almak istiyor. Özellikle ekonomik koşullarda değer-fiyat dengesi daha da önemli hale geldi. Biz de kalite standardımızı korurken müşterinin bütçesini göz ardı etmemeye çalışıyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ali Bey, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik koşullar ve gıda sektöründe artan maliyetler, üretim süreçlerinizi ve fiyatlandırma politikalarınızı nasıl etkiliyor? Ulaşılabilir fiyat ve yüksek kalite dengesini nasıl koruyorsunuz?

 

Maliyet baskısı sektörümüzün en önemli gündemlerinden biri. Un, şeker, yağ, enerji ve işçilik gibi pek çok kalemde maliyetler artıyor. Böyle dönemlerde yalnızca fiyat artırmaya odaklanmak yerine verimlilik tarafına da bakmak gerektiğine inanıyorum. Biz de üretimden stok yönetimine kadar süreçlerimizi daha iyi planlamaya, teknolojiden daha fazla yararlanmaya ve israfı azaltmaya çalışıyoruz. Özellikle tazeliğin çok önemli olduğu bir sektörde doğru üretim planlaması hem maliyet hem de israf açısından büyük önem taşıyor. Satış verilerini, mağaza ihtiyaçlarını ve ürünlerin günlük hareketini mümkün olduğunca doğru okumaya çalışıyoruz.  Sonuçta amacımız kalite standardımızdan taviz vermeden mümkün olduğunca değer-fiyat dengesini gözetmek. Çünkü müşterinin bütçesini de göz ardı edemeyiz.

 

Kafe kültüründeki dönüşüm, pastacılık ve tatlı tüketim alışkanlıklarını da beraberinde değiştirdi. Artık tüketici için sadece lezzet değil; sunum, deneyim ve hikâye de önemli. Yağcıoğlu olarak siz bu değişimi nasıl değerlendiriyor ve kendinizi bu yeni kafe kültürüne nasıl adapte ediyorsunuz?

 

Bu dönüşüm aslında bizim de son yıllarda yaşadığımız dönüşümün önemli bir parçası. Pastane artık sadece pasta veya tatlı alınan bir yer değil. İnsanlar kahvaltı yapmak, yemek yemek, oturmak, vakit geçirmek ve bir deneyim yaşamak istiyor.  

 

Biz de bu nedenle yalnızca pastane ürünleriyle değil, kahvaltı ve restoran deneyimiyle de tüketiciye ulaşıyoruz. Şubelerimizde Türk mutfağının sevilen lezzetlerinin yanında dünya mutfağından yeni tatları da takip ediyoruz. Ama burada da temel yaklaşımımız değişmiyor: Müşterinin beklentisini anlamak ve ona kaliteli bir deneyim sunmak. Yani geleneksel tarafımızı korurken, tüketicinin bugün nasıl vakit geçirmek istediğini de dikkate alıyoruz.

 

Dijitalleşme, online sipariş kanalları ve sosyal medya, tüketicilerin pastane markalarıyla kurduğu ilişkiyi nasıl değiştirdi? Yağcıoğlu bu dönüşüme nasıl hazırlanıyor?

 

Dijitalleşme tüketiciyle kurduğumuz ilişkinin hızını ve biçimini değiştirdi. Sosyal medya sayesinde dünyadaki gastronomi trendlerini çok daha hızlı takip ediyoruz. Tüketici de artık ürünleri, sunumları ve yeni trendleri çok daha hızlı görüyor ve beklentisini buna göre şekillendiriyor.  Online sipariş tarafında ise erişim ve hız arttıkça ürünün müşteriye nasıl ulaştığı da kalite deneyiminin bir parçası haline geliyor. Ürünün taşımaya uygunluğu, ambalajı ve teslimat deneyimi artık yeni kalite alanları.  Dijitalleşmeyi aynı zamanda operasyon tarafında da kullanıyoruz. Özellikle satış verileri, mağaza ihtiyaçları ve günlük ürün hareketlerini doğru okumak; üretim planlaması, verimlilik ve israfın azaltılması açısından bize önemli katkı sağlıyor.  Bizim için teknoloji, geleneksel yapının yerine geçecek bir unsur değil. Geçmişten gelen ustalığımızı koruyup sistemi daha iyi yönetmemizi sağlayan bir araç. Zaten genel yaklaşımımız da bu: özümüzü koruyup sistemi sürekli geliştirmek.

Leave a Comment